19 Kasım 2017 Pazar

Sıtma Hastalığı (Humma - Kazıklı Humma)

Açıklama : Bu bölümde tavsiye edilen şifalı bitkilerden, aç karına sabah, öğle, akşam, yatarken, çay gibi  demletilir, 2-3  bardak balla içilir. Öğütülür bal ile macun yapılır, 1-2  tatlı  kaşığı  yenir, Damıtılmış bitki suyu birer kahve fincanı içilir. 5 gram bitki yağı, 15-20 gram damıtılmış bitki suyu, bal ile tatlandırılır çalkalanır hülasa olarak içilir. 
Adasoğanı : Çayı ve suyu içilir.
Ağulu kök : Sıcak gülsuyu ile hastaya her gün içilir, hatta lavman yapılırsa daha iyi netice elde edilir. 
Akgünlük sakızı : Macunu yenir. Suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. 
Amber ağacı : Şerbeti içilir. Gül ve benzeri yağlarla, macunlara katılır. 
Ardıç tohumu (siyah) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
Bal : Yenir, şifalı bitkilerle macun yapılır, Şerbeti içilir. Merhem gibi sürülür. 
Beşparmak otu : Çayı ve suyu içilir.
Börülce : Çorbası içilir. 
Çavşır otu : 2, 5 gram balla içilir. 
Çöpi çini (Çin kamışı) : 100 gramı, 500 gram su, 10 gram meyan kökü, 10 gram siyah üzüm, birlikte su yarıya gelinceye kadar kaynatılır. Sabahları 150 gram tok karına içilir. 
Çörek otu : Macunu yenir. 5 gram yağı içilir. 5 gram su ile yutulur. Yağı kullanılır. 
Dağ karanfili : Çayı ve suyu içilir.

Demir Hinti (Hint hurması) : Şerbeti içilir. 
Deve dikeni : 20 gram sirke içinde, 12 gramı kaynatılır, 20 gün sonra içilir. 
Erik : Şurubu içilir. 
Eşek marulu : Çayı ve suyu içilir.
Gökçe (ökse - burç) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
Greyfurt (ağaç kavunu) : Yenir. Suyu içilir.
Hardal  (siyah) : Macunu yenir. Hülasası içilir. Yağı kullanılır. Gül suyu ile karıştırılır, içilir veya merhem gibi sürülür. 
Helile (kara ve sarı) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
Hıt hıt : İncirle Yenir. Yumurta ve sıcak su ile içilir.
Hindiba (Frenk salatası) : Salatası yapılarak yenilir. 
Ihlamur : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
Isırgan otu ve tohumu : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. 
Kabak (balkabağı) : Sirke ile yenir. 
Kantaron (sarı) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. 
Karabaş lavanta çiçeği : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
Karpuz : Yenir. 
Katuna : 8 gramı suda bir müddet ıslatılıp suyunu sıtma için içirmelidir. 
Kekik : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
Kına kına : Kabukları kaynatılır kurutulur, macunu yenir. 
Koyun otu (fıtık otu) : Macunu yenir. 
Kuşburnu (yabani gül) : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
Labada otu : Çayı ve suyu içilir.
Leylak : Demletilir su yerine içilir.
Maydanoz : Dövülmüş kökünün suyu limonla içilir. 
Meyan kökü : Macunu yenir. Çayı, suyu ve şurubu içilir.
Nane : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. 
Nar : Çiçeği, suyu, kabuğu, kullanılır
Oğulotu (melisa) : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
Ödağacı (udi hindi) : Soğuk su ile içilir. 
Papatya : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır.
Rezene : Macunu yenir. Çayı, suyu ve hülasası içilir. Yağı kullanılır. 
Semiz otu : Ravent çini ile içilir veya yenilir. 
Sinameki : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. 
Söğüt (aksöğüt) : Çayı ve suyu içilir.
Su kabağı çekirdeği : Nöbet şekeri ile yenir.
Şahtere otu : Suyu, demir Hinti ve susam yağı ile içilir. Dikkat! Çok miktarda alınırsa zehirleyebilir. 
Şeftali : Yaprağının çayı ve suyu içilir.
Tere otu ve tohumu : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir.
Üzerlik tohumu : Macunu yenir. Çayı ve suyu içilir. 
Yaban marulu : 8 - 12 gramının çayı ve suyu içilir.
Yabani semiz otu : Çayı ve suyu içilir.
Zerdali : Çiçeklerinin çayı ve suyu içilir.
Zeytin ve yağı : Yaprağının çayı ve suyu içilir.

Migren Nedir ?

Migren, otonom sinir sisteminde disfonksiyon sonucunda meydana gelen bir hastalıktır türüdür. Migren, tarih öncesi çağlardan beri bilinmekte olan, sürekli olarak ve nöbetler halinde kendini baş ağrısı oluşturan bir hastalıktır. Birçok baş ağrısı çeşidi içerisinden migreni ayırmak önemli olacaktır. 

Migrende baş ağrısı tipik olarak nöbetler halinde oluşur, migren başlangıçta tedavi edilmezse birkaç saat içerisinde en şiddetli halini alır, migren ağrıları 4-72 saat kadar devam eder ve kendiliğinden biter. Migren tipi baş ağrıları günün her saatinde başlar, sıklıkla sabah saatlerinde belirir. 

Migren ataklarında bulantı oluşumu, kusma, baş dönmeleri, ışık ve sese karşı hassasiyet, ruh halinde meydana gelen değişiklik, çeşitli nörolojik değişiklikler yani görme kaybı meydana gelmesi, belirli bölgelerde uyuşukluk, kısmi felç meydana gelmesi, konuşmada bozulma gibi belirtilerle baş ağrısına eşlik edebilir. Baş ağrısı olmayarak sadece nörolojik bulgular veya bulantı ve kusma ile kendini gösteren migren belirtileri de olabilir. 

Migren tipi baş ağrısı olan kişiler bu ağrıyı başlatan veya tetikleyen faktörleri fark etmektedirler. Oluşan belirtiler parlak ışık, kadınlarda adet geçirme zamanları, hava değişikliklerinin yaşanması, aşırı derecede açlık, alkol kullanımı özellikle de şarap kullanımı, alışılmıştan az yada fazla uyuma, stres oluşumu, bazı gıdaların tüketilmesi veya gıda katkı maddeleri migren tipi baş ağrılarını oluşturur. Migren bayanlarda erkeklerden daha çok görülür. 

Bunun nedeni ise hormonal dengesizlik ve kadınların yapılarının hassas olması ve kadınların duygusal olmasıdır. Bunun yanı sıra sosyo-ekonomik durumlar, obezite ve dengesiz olarak beslenme, stresi etkileyen diğer faktörler migreni tetikler. Migren hastaların çoğunda 40 yaşından önce oluşur. 50 yaşın üstünde olan kişide migren başlama ihtimali azdır. Kadınlarda çoğunlukla orta yaşlarda meydana gelir.

Migren Çeşitleri:

Basit Migren: Migren hastalarının %75 inde basit migren görülmektedir. Aurasız migren atakları meydana gelir. Basit migrene adi migren adı da verilir. Bu migren belirtisi daha çok bayanlarda görülür. Tek veya çift taraflı baş ağrısı oluşturur. Kusma belirtisi kısmidir.

Klasik Migren: Auralı migren atakları sıktır. Migrenli hastaların %10’unu klasik migren oluşturur. Çocukluktan itibaren ergenlik çağlarıyla başlar. İlk migren atağı 40 yaşından sonra meydana gelir. Ataklar 2-5 saat kadar sürer. Kişinin görme alanında hassasiyet meydana gelir. Hasta boşluk olan yeri hissedemez. Başın tek tarafı ağrı oluşturur. Bulantıyla birlikte oluşan kusma belirtilere eşlik eder.
Migren baş ağrıları başlamadan önce meydana gelen, sıklıkla görme alanında sorunlar oluşturan, bazı sinirsel belirtilerdir. Diğer migren çeşitleri ise nadir olarak görülür.


Bunlar:
Baş ağrısız auralı migren: Uzun süre zarfında auralı migren oluşan bir kişide zamanla baş ağrısı meydana gelir  yada baş ağrısında azalma olur.
Baziler migren: Bilinen migren belirtilerinin yanı sıra cümle kurmada güçlük, baş dönmesi gerçekleşmesi, çift olarak görme, kulakta çınlama oluşumu ve dengesizlik oluşumu gerçekleşir. Daha sonra migren baş ağrılarıyla devam eder.
Hemiplejik migren: Hem auralı olan migren olarak hem de kollarda ve bacaklarda dahil vücudun tüm bölümlerinde kas güçsüzlüğü oluşur yada felçlik meydana gelir. Bu belirtiler migren atağı süresince devam eder.
Status migrenozus: 3 günden fazla süren migren atakları olarak bilinir. Boyun ve omuzdaki kasların kasılmasına bağlı olarak meydana çıkar.
Retinal migren: Baş ağrısıyla birlikte oluşan bir gözde görme bozukluğu belirtisidir. Kısa süreli olarak belirti gösterir. Göz muayenesinde herhangi bir bulguya rastlanmamaktadır.
Oftalmoplejik migren: Baş ağrısı oluşumu ve gözün hareketlerini kontrol eden sinirlerin bir kısmında felç oluşumuyla beliren migren türüdür.


Migren Belirtileri:
Yorgunluk belirtilerinin sürekli olarak seyretmesi,
Işıktan ve sesten sürekli olarak rahatsız olma,
Kaslarda oluşan ağrı belirtileri,
Mide bulantısı oluşması, kabızlık ve ishal oluşumu,
Sıklıkla oluşan susuzluk belirtisi, idrara sık aralıklarla çıkma,
Huzursuzluk oluşması, üzüntü gibi belirtiler migren atağının belireceğini gösterir.


Migren, sebebi tam olarak bilinmeyen durumların meydana gelmesiyle birlikte beyin kan damarlarının ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişiklikleri sonucunda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kadınlardaki hormon değişikliği migren ağrısına neden olarak görülebilir. Genetik olarak yani aileden gelen, kalıtsal özellikler hususunda da çalışmalar devam etmektedir. Annesi veya babası migren hastası olan bir kişinin de migren hastası olma ihtimali %40 oranındadır. Hem annesinde hem babasında migren rahatsızlığı olan bir kişi %75 oranında migren hastası olma ihtimali vardır.

Kahvenin Yararları ve Zararları

Kahvenin içenler üzerinde alışkanlık yaptığı, araştırmalarla kanıtlandı. Amerika'da yapılan yeni bir araştırmanın sonucuna göre ise; bir bardak kahve baş ağrısına, karaciğere ve mide rahatsızlıklarına karşı faydalı oluyor. İşte kahvenin zararları ve faydaları..

ZARARLARI
*Kalp Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları kalp çarpıntısına ya da taşikardi gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Doktorlar özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye ediyor.

*Tansiyon 2003 yılında Edinburgh Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmayla, kahvenin tansiyona olan etkisiyle ilgili görüşler yeni bir ivme kazandı. Düzenli olarak günde dörtbeş bardak kahve içenler üzerinde yapılan araştırmalarda kandaki basınç, yani tansiyon hızla yükseldi. Yapılan testlerde, yüksek miktarda kahve tüketiminin tansiyonu hızla yükselttiği görüldü.

*Mide Kahve, ülser gibi mide rahatsızlıklarına neden olmasa da, bu hastalıkların varlığında kötüleşmesini tetikliyor. Kahve, midenin asit salgılamasını uyarıyor.

*Şeker hastalığı Bu sene açıklanan iki raporda; kafeinin Tip 2 şeker hastalığı üzerindeki etkileriyle ilgili olarak farklı görüşlere yer verildi. Amerika'da yapılan araştırmalarda, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. İngiltere ise, yapılan bu araştırmanın yetersiz olduğunu ve Tip 2 şeker hastalığının kahveden olumsuz yönde etkilenmediğini açıkladı. Uzmanlar kahvenin içindeki kafeinin değil, minerallerin şeker hastalığına karşı koruyucu bir etkisi olduğunu savunuyorlar.

*Su kaybı Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar.

*Migren Kahve uzun zamanlardan beri migreni tetikleyen uyarıcıların başında sayılıyor. Kahvenin bileşenlerinin beyinde bulunan kan hücrelerini tetikleyerek migrene neden olduğu, araştırmalarda görülüyor.

*Vitamin ve mineral kaybı Kafein, vücudun demir ve diğer besinleri emmesini engelliyor. Ayrıca, kalsiyumun idrar ile vücuttan atılmasına neden oluyor. Bu da osteoporoz (kemik erimesi) riskini artırıyor.

*Doğurganlık Kafeinin doğurganlığı olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Bu konuda çarpıcı bir başka sonuç ise, Brezilya'dan geliyor. Brezilya'da bulunan Sao Paulo Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalarda, her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.

*Hamilelik Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg olduğunu belirtiyorlar.


FAYDALARI
*Kanser Yeşil ve siyah çay gibi, kahve de antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor.

*Baş ağrıları Migreni olumsuz yönde etkileyen kahve, şaşırtıcı bir biçimde baş ağrısına iyi geliyor. Baş ağrısı ilaçlarında bulunan bazı maddeleri içeren kahve, ağrı kesicilerle kıyaslandığında, yüzde 40oranında baş ağrısında daha etkili oluyor.

*Beyin uyarımı Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.

*Karaciğer sağlığı Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.

*Safra taşları Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.

*Cilt Yapılan çalışmalarda bilinenin aksine; kahvenin selülite karşı faydalı olduğu görülüyor.

Hızlı Kilo Kaybının Nedeni

Kilo vermek isteyen bir insan için ideal değer, altı ay içinde mevcut kilosunun %5-10'u kadardır. Bu da ayda maksimum 4 kiloya denk gelmelidir. Hızlı kilo vermek isteyenler için bu sayı az gibi görünse de diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığı gibi hastalıkların oluşma riskini azaltması açısından dikkate alınmalıdır. Bundan daha kısa sürede daha fazla kilo vermek metabolizmamızı bozar ve verilen kilolar yine hızlı bir şekilde alınır. Halbuki önemli olan kiloyu yavaş verip, istenilen kiloya gelindiğinde onu muhafaza etmektir. Hızla verilen kilo yağdan değil su ve kaslardan kaybedilir. Yani yağ dışı kitle kaybına neden olur. Yağ dışı kitle kaybı ise, vücutta önce su, sonra kas kaybı olarak ortaya çıkar. Buradaki kayıp vücut kütlesinin %40'ına ulaştığında ise hayati tehlikeler görülmeye başlar.
Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü tarafından "şişmanlık"ın vücutta biriken yağ oranının fazlalaşması olarak tanımlandığı da unutulmamalıdır.

Çok hızlı kilo vermek amacıyla yapılan "açlık diyeti" vücutta pek çok deformasyona ve ciddi sağlık sorunlarına sebep olur:- Vücudun elektrolit dengesini bozulur,
- Osteoporoz riski artar,
- Kanda ürik asit yükselir, böbrek taşı ve gut hastalığına ne­den olabilir,
- Kolesterol yükselip damar tıkanıklığı yapabilir,
- Kalpte ritim bozukluğu ve buna bağlı ölüm riskini artırabi­lir,


Ek olarak da yaşam kalitesini düşüren
-Baş ağrısı
-Yorgunluk
-Konsantrasyon güçlüğü
-Uyku hali gibi şikayetler görülür.


Aşırı kilo kaybı ile ortaya çıkabilecek sorunlardan bir diğeri de saç dökülmesidir. Hızlı kilo kaybı sağlayan diyetler yeterli protein içermemeleri nedeniyle saç dökülmesine neden olabilirler. Hızlı kilo verdiren diyetler ancak doktorlar tarafından, ciddi obezite sorunlarının görüldüğü kişilerde uygulanabilirler. Günümüz teknolojik imkanlarının da bu tür diyetlere ulaşmada ne kadar kolaylık sağladığını düşünürsek, daha çok dikkat etmeli ve doktor kontrolünde olmadan bilinçsizce diyet uygulamamalıyız.
Peki hızlı kilo vermek isteyen biri, diyet dışında ne tür uygulamalar yapabilir? Burada sağlıklı beslenmeyi bir yaşam şekline sokmak giriyor devreye. Bunun için de yine bir uzman tarafından yardım alınabileceği gibi, kitle iletişim araçlarından da ararlanılabilir. Ayrıca spor ve egzersizi de bir yaşam alışkanlığı haline getirmek hem yavaş yavaş istenilen kiloya ulaşımı sağlayacak hem de aşırı kilo kaybı ile gelen hastalıkların oluşma riskini azalatacaktır.

Baharat Çeşitleri

Acı Kırmızı Biber : Acı veya tatlı taze biberlerin kurutulup, dövülmesiyle birlikte kavrularak yada kavrulmadan yapılır. En popüler baharatlar arasındadır. Acı kırmızı biber C vitamini açısından zengindir.

Adaçayı : Ballıbabagiller ailesinden kokulu bir bitkidir. Adaçayı çayı uyarıcıdır. Baharat olarak özellikle Avrupa ülkelerinde kızarmış patateslerin ve hamurlara eklenen yağların kokulandırılmasında, salamuralarda, etlerin terbiyelenerek dinlendirilmesinde kullanılır. Kokusu böcekleri ve parazitleri rahatsız ederek uzaklaştırmaktadır. Adaçayı eski tarihlerde zirai ilaç yerine kullanılmıştır. Adaçayı doğal bir böcek kovucudur.

Anason : Anason, maydanozgillerden bir bitkinin küçük ve yeşilimsi bir tohumudur. Çöreklerde, gevreklerde, rakı gibi içeceklerde kullanılır.

Ardıç : Etlerin terbiye edilmesinde kullanılır.

Beyaz Toz Biber : Karabiberin dış kabuğu alınmış ve dövülmüş olanıdır. Karabiberden daha keskin kokusu vardır, tat olarak karabibere göre hafiftir.

Biberiye : Taze ve kurutulmuş olarak tüm yemeklerde kullanılır. Pek çok şifası vardır. Biberiye yağı kokusunun insanı rahatlattığı ve performansını arttırdığı bilinir. Baharatlar arasında önemli bir yere sahiptir. Biberiye için Geniş Bilgi: Biberiye Yağı Kokusu’nun Mucizevi Faydaları

Çemenotu : Sert, kahverengi-sarımsı renkli bir tohumdur. Öğütülmüş halde çeşitli sos,turşu, çorba ve yemeklerde kullanılır. Türkiye’de oldukça popüler baharatlar arasındadır.

Cevz-i Bevva : Endonezya civarlarında yetişir ve Muskat yada Hint Cevizi olarak da bilinir. İçindeki çekirdeği rendelenebilir, beşamel sos ve çeşitli yemeklerde kullanılır. Mace Baharatı’da bu bitkiden elde edilir.

Çörekotu : Kullanım alanı çok geniştir ve geleneksel ilaç olarak kullanıldığı gibi çeşitli tuzlu pastaların ve ekmeklerin üzerine dökülür. Kahvesi yapılır.

Defne : Her tür et yemeklerinde, soslarda, konserve ve turşularda kullanılır.

Dereotu : Sindirimi kolaylaştıran bir bitkidir. Pek çok salata ve yemekte kullanılır.

Dolmalık Fıstık ( Çam Fıstığı ): Değerli bir bitkidir. Pastacılıkta ve yemek sanayisinde kullanılır

Frenk fesleğeni : Nanegiller ailesinde tropik kökenli bir bitkidir. Domatesle uyumlu olup, patlıcanlı, biberli yemeklerle önerilir. Sarmısaklapişirildiğinde biber lezzeti kazanır.

Hardal : Hardal bitkisinin tohumları övütülür ve sirkeyle karıştırılarak macunumsu bir kıvam bir kazanır Izgara etlerde ve bazı soslarda kullanılır. Hardal Tohumları cinsel isteği uyandıran bir etkiye sahiptir.

Haşhaş Tohumu : Haşhaş bitkisinin tohumu olup mavi, siyah veya beyaz renklerde olabilir. Hamur işi fırın ürünlerinde kullanılır.Aynı zamanda kavrulmuş haşhaş tohumları salata, meze ve sebze yemeklerine de katılır. Haşhaş ezmesi de çeşni ve kahvaltılık olarak kullanılır

Karabiber : Kuru ve siyah renkli tane biçiminde baharlı ve acı bir tadı vardır. Genelde toz halinde, tüm yemeklerde kullanılabilir.

Kakule : Sıcak iklimlerde yetişir. Kakule tohumları küçük ve beyazımsı renge sahiptir. İştah açıcıdır ve mide sorunlarına iyi geldiği söylenir.

Karanfil : Kompostolarda, tatlılarda, şerbetlerde, çaylarda, keklerde, dondurmalarda, soğanla birlikte bazı yemeklerde kullanılır. Elma ile değişik bir tat kazanır.

Kerbel : Bir tür maydanozdur ve genelde salatalarda kullanılır.

Kereviz : Kökleri ve yaprakları yemeklerde kullanılır.

Kekik : Et ve ızgara yemeklerinde, çorbalarda sıkça kullanılır. Antiseptik özelliği vardır.

Kimyon : Genel olarak toz halinde kullanılmaktadır. Türk mutfağında, köftelerde, bazı et yemeklerinde ve sucuk yapımında kullanılır.

Kişniş : Kişniş genel olarak şuruplara ve likörler katılmaktadır. Kişniş pastalara ve et yemeklerinde kullanılır. Bitkinin yaprak ve filizleri ise çorba ve salatalara doğranır. Köfte baharı karışımının ağırlıklı oranı kişnişten oluşur.

Köri : Kimyon, kişniş, biber, kakule, zencefil, karanfil, hintcevizi, acı kırmızı biber ve demirhindi baharatlarından oluşan bir karışımdır. Soslarda ve et yemeklerinde kullanılır.

Kuşüzümü : Pilav, dolma içi ve bazı tür tatlılarda kullanılır.

Maydanoz : Her türlü salata ve yemeğin vazgeçilmezi olan, dünyanın en çok tüketilen yeşilliği.

Melisotu, melisa otu : Salata veya taze meyvelerde kullanıldığı gibi çayı çok meşhurdur. Melisa Çayı, hafif bir antidepresan ve uyku verici çaydır.

Mercanköşk : Kekiğe çok benzer. Salatalarda, et yemeklerinde ve sebzelerle kullanılır. Yemeğin pişmesine az bir zaman kala eklenir. Genelde av etlerinin yumuşaması için kullanılır.

Miskotu : Av hayvanları, balık gibi yağlı yiyeceklerde ve yemeklerde kullanılır. Vermut tipi bir kısım şarapların yapımında kullanılır.

Nane : Nane, çorbalardan sebzelere ve et yemeklerine kadar birçok yemekte kullanılır. Salatalarda tüketilir ve çayı da yapılır.

Pembebiber : Özellikle soslarda, et ve balık yemeklerinde kullanılır.

Pimpinel : Bir anason türü olup genelde çorba, sebze ve balık yemeklerine eklenebilir.

Pul Kırmızı Biber : Acı taze biberlerin kurutulup pul görünümü kazandırılması ile yapılır.

Rezene : Anason kokulu bir ot. Yaprakları dereotuna benzeyen, kökü de sümbül soğanını andıran bu bitkinin yemeği ve salatası yapılır.

Roka : Salata olarak veya ızgarada ve tavada pişirilmiş balık yemekleriyle yenir.

Safran : Safran, kullanıldığı yemeğe sarı renk verir. Keskin kokulu ve acımsı bir tada sahiptir. Safran pilavı meşhurdur. Bazı deniz mahsulleri yahnilerinde ve balık yemeklerinde, çeşitli sütlü tatlılarda kullanılır. Zerde tatlısına safran konur. Hakiki safran pahalı baharatlar arasındadır. Safranın kilo fiyatı 20 Bin TL kadardır.

Sumak : Toz halinde kullanılmaktadır. Ekşimsi bir tada sahiptir. Kebaplarda ve bazı salatalarda limona alternatif veya limonla birlikte ekşilik vermek için kullanılır.

Susam : Simit gibi çeşitli hamurlu yiyeceklerde ve tahin yapımında kullanılır.

Tarçın : Bazı hamur işlerinde ve sütlü tatlılarda ayrıca salep ve boza gibi içeceklere serpilerek tatlandırıcı olarak kullanılır.

Tarhun : Bazı soslarda, et yemeklerinde ve salatalarda kullanılır.

Tere : Tere yaprakları genelde salata olarak yenir.

Vanilya : Meksika kökenli bir baharattır. Pastacılıkta ve çeşitli meyveli ve sütlü tatlılara kendine has lezzet vermesi için kullanılır. Sakinleştirici, mutluluk verici etkisi vardır. Ayrıca parfümlere konulmaktadır. Vanilya dünyanın en pahalı baharatlar arasında ilk sıralardadır.

Zencefil : Çeşitli şerbet, meşrubat, likör gibi içecek yapımında kullanılmaktadır.

Zerdeçal : Aroma arttırıcı olarak kullanılmaktadır. Genelde tozu kullanılır. Karaciğer hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. En popüler baharatlar arasındadır.

Z- ŞİFALI BİTKİLER SÖZLÜĞÜ

Zakkum : 11 Hastalıkta kullanılmıştır. Reçine, tanen, glikoz, C vitamini, aleandrin neriin, neriantin, adynerin, folinerin adlı maddeler ayrıca flavon glikozitleri içerir. 
Zambak : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Zater : 1 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Zem zem suyu : 2 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Zencefil : 48 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Zerdali : 2 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Zerdeçal (Hint safranı) : 15 Hastalıkta kullanılmıştır. Suda eriyebilen sarı boya en önemli maddesidir. Ayrıca uçucu yağ ve reçinede taşır. 
Zeytin ve yağı : 105 Hastalıkta kullanılmıştır. Yapraklar ve gövde kabukları tanen, reçine, uçucu yağ ve organik asitler taşır. Zeytinyağına ise A ve E vitaminleri, fitosterol, oleik asit, linoleik asit, palmitik ve stearik asidin gliserinlerini içerir. 
Zırnık : 8 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Zift : 11 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Zofa otu : 11 Hastalıkta kullanılmıştır.
  

Y- ŞİFALI BİTKİLER SÖZLÜĞÜ

Yaban eriği : 11 Hastalıkta kullanılmıştır. C vitamini bulunur. 
Yaban marulu : 5 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yaban mersini : 25 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yaban narı : 1 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yaban şah tanesi : 5 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yaban yasemini (sofur) : 13 Hastalıkta kullanılmıştır. Dulcamarin, soladulcin, solacein gibi alkaloidler ve saponin vardır. 
Yabani akdiken : 1 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani armut ağacı : 4 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani elma : 17 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani fare kulağı : 16 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani hardal : 31 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani havuç : 5 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani hindiba : 9 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani hindiba kökü : 7 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani kiraz : 5 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani melekotu : 8 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani nar ağacı : 2 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani nohut : 2 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani patlıcan : 4 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani roka : 7 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani sarımsak : 17 Hastalıkta kullanılmıştır. C vitamini bulunur. 
Yabani semiz otu : 18 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani turp : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani Yulaf : 16 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yabani zeytin ağacı : 5 Hastalıkta kullanılmıştır. 

Yağmur suyu : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yahudi  otu  (altın  başak)  :  5  Hastalıkta  kullanılmıştır.  .  Saponinler,  flavon  glikozitleri  ve  P  vitamini içermektedir.  Yakı otu : mukaddes defne Hastalıkta kullanılmıştır. Tanen, yağ ve şekerler vardır. 
Yakı otu (mukaddes defne) : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yakut : 2 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yalan ak diken : 6 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yalancı  acı  ağaç  :  4  Hastalıkta  kullanılmıştır.  En  önemli  maddesi  acı  tadını  veren  pikramin  olup, ayrıca reçine ihtiva eder. 
Yalancı dişotu : 8 Hastalıkta kullanılmıştır. Reçine, acı madde, sabit yağ, visnagin meladinin, kellin
maddelerini taşımaktadır. 
Yalancı  iğde  :  5  Hastalıkta  kullanılmıştır.  B,  E  ve  özellikle  C  grubu  vitaminler,  organik  asitler  ile flavon glikozitleri taşır. 
Yalancı sinameki (patluk) : 6 Hastalıkta kullanılmıştır. Rezin, flavon ve antrakinon türevleri denilen
maddeleri ihtiva eder. 
Yanmış kurşun : 7 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yapışkan otu : 20 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yasemin : 16 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yavşanotu (yarpuz – filiskin) : 83 Hastalıkta kullanılmıştır. Reçine, şekerler ve içinde pulegon adlı
maddeyi taşıyan uçucu yağ içerir. 
Yemen safranı : 10 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yen tün : 13 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yer elması : 4 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yer fesleğeni : 13 Hastalıkta kullanılmıştır. Uçucu yağ, saponin, acı madde, hermidin adlı renkli bir
boya maddesi, methylamin, içermektedir. 
Yer fıstığı (Amerikan fıstığı) : 2 Hastalıkta kullanılmıştır. En önemli maddesi yağdır. 
Yer kestanesi : 9 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yer müruru : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yer mürveri (azı otu) : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. Uçucu yağ, şekerler, organik asitler yapraklarda,
acı madde, tanen, valerian asidi ve şekerler meyvelerdedir. 
Yer sakız ı : 4 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yer sarmaşığı : 1 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yer somunu : 23 Hastalıkta kullanılmıştır. Nişasta, zamk, şekerler ve organik asitler taşır. 
Yeşil boynuz otu : 1 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yılan : 2 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yılan burçağı : 7 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yılan otu : 4 Hastalıkta kullanılmıştır. Tanen, nişasta, şekerler, uçucu yağ, acı maddeler, reçine ve
aristolohik asit taşır. 
Yılan taşı : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yılan  yastığı  :  23  Hastalıkta  kullanılmıştır.  Nişasta,  müsilaj,  zamk,  saponin  ve  konisin  alkaloidi içermektedir. 
Yılancık : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. Reçine ve uçucu yağ ihtiva eder. 
Yıldız anasonu (Çin anasonu) : 7 Hastalıkta kullanılmıştır. Tanen, benzoik ve en önemlisi Anasonda
da bulunan anethol denilen yağ mevcuttur. 
Yoğurt : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yoğurt otu (sünnetlice otu) : 14 Hastalıkta kullanılmıştır. Mum, uçucu yağ, organik asitler, asperulin
ve rubiadin glikozitleri taşımaktadır. 
Yohombin : 1 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yonca : 6 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yosun : 6 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yulaf  :  35  Hastalıkta  kullanılmıştır.  Sabit  yağ,  karbonhidratlar,  gramine  isimli  alkaloidi,  pektin  ve silice vardır. 
Yulaf ezmesi : 3 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yumurta : 44 Hastalıkta kullanılmıştır. 
Yüksük  otu  :  3  Hastalıkta  kullanılmıştır.  Değişik  türler  içinde  çok  çeşitli  maddeler  mevcuttur.  En tanınmışları  digoxio,  digitoxion,  gitoxoin,  lanatosid  A  -  B  -  C,  aynı  zamanda  piyasada  ilaç  olarak kullanılmaktadır .